zamanın öpücükleri konuyor yanağıma
her bir kolu uzayıp giderken omuzlarımdan
dinmez buseleri biri bozunmadan ardı ardına yığılıyor dudaklarıma
hiç bitmeyen acılar eşlik ediyor bize kimi zaman ama bitiyor aslında
kanıma karışmayan etime dokunmayan her duygunun ansızın beni terk edişi gibi bitiyor
kalbimle karşılaşmayan yoktan insanların çekip gidişi gibi terk ediyor beni
onun dudakları dudaklarımda
dinmez buseleriyle kuşanıyorum zamanın
kırılmaz sandığım paramparça ve her biri birbirinden keskin
ama kıymığı tercih ederim cam kırıklarındansa
nitekim seçemem yalnız ve yalnız tabii olmak var kaderime ve teslim
kırılan camlar dökülüyor zamanla buselerimizin arasına ve dudaklarımız paramparça ama ayrılmaz
sonuna değin yutacak beni bırakmaz
üstüne düşen ve neticesiyle boşalan kanlar zamansızlığın dehlizlerine doğru
o yara almaz ben alırım
bana buse konduran herkesin sapladığı bir parça olmadı mı zaten tenime
yaralanmadan, kanamadan tek bir gün geçti mi buse konmaksızın
o lanet öpücükler her damarı yüzlerce insanın nefesini kesmişçesine ve hiç değiştirilmemişçesine uzanan bir yağlı urgan gibi defolu ve nefret edilen
kazılan her zaman daha derine ve solukları kestikçe eskiyen ama hiç tükenmeyen ama günün birinde inceldiği yerden kopacak olan herbirimiz gibi
birbirimizden eksilttikçe kopacağız
onun gibi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder